BİR ANDA PARLIYORSAN DİKKAT! TETİKLENME NEDİR, NE ANLATIR?
- Ebru Ilgaz
- 12 Haz
- 2 dakikada okunur

Bir söz, bir bakış ya da sıradan bir sessizlik… İçinizde bir şey aniden yükseliyor. Kalbiniz hızlanıyor, yüzünüz ısınıyor, sesiniz ya titriyor ya da aniden yükseliyor. O an gerçekten neye tepki veriyorsunuz?
Belki de tepkileriniz bugüne değil, geçmişin yankısına ait. İşte bugün, “tetiklenme” denen o görünmez düğmenin ne zaman, nasıl ve neden devreye girdiğini konuşacağız.
Tetiklenme Nedir ve Neden Bu Kadar Yoğun Hissedilir?
Tetiklenme, basitçe söylemek gerekirse, geçmişte yaşadığımız acı verici bir deneyimin şimdiki bir olayla yeniden harekete geçmesidir.
Bir arkadaşınız size sesini yükselttiğinde hissettiğiniz aşırı öfke…
Partneriniz mesajınıza hemen dönmeyince hissettiğiniz yoğun terk edilme korkusu…
Bu duygular genellikle sadece bugünün olayına değil, çok daha eski bir yaranın kabuğuna dokunur.
Küçük görünen olayların büyük duygular yaratmasının sebebi budur. Zihniniz yalnızca bu ana değil, geçmişe de tepki verir.

Duyguların Altında Gizlenen Hafızalar
Bazen en güçlü hafızalar, kelimelerde değil duygulardadır.
Bir kokuda, bir tonlamada, bir beden hareketinde…
Çocukken kendinizi yalnız, değersiz ya da görmezden gelinmiş hissettiğiniz anları hatırlamıyor olabilirsiniz. Ama bedeniniz hatırlar. Ve benzer bir durum yaşandığında, bilinçdışı bir düzeyde o eski yaralar yeniden açılır.
Tetiklenme, işte bu bastırılmış duyguların ve anıların yeniden sahneye çıkışıdır.
Peki hiç düşündünüz mü: Son zamanlarda sizi en çok sarsan olay gerçekten o kadar büyük müydü?
Yoksa o olay, geçmişinizde yaşadığınız başka bir şeyin hatırlatıcısı mıydı?

Şemalar ve Anlamlar: Olayları Neden Kişiselleştiriyoruz?
Şema Terapi'de bu tetiklenmeleri farklı şekillerde ele alıyoruz. Çocukken karşılanmamış ihtiyaçlar ve bu yüzden oluşan negatif inançlarımızı temel olarak gösterebiliriz.
Hepimiz çocuklukta bazı mesajlar alırız. Bazılarımız “yetersizim”, “sevilmiyorum”, “her an terk edilebilirim” gibi içsel inançlar geliştirir. Bu şemalar, yetişkinlikte de kendilerini korumak ister; bu inançlar kendini sürdürmek ister. Çünkü "doğru" olarak öğrendiğimiz şey budur. Ne kadar doğru olmasa bile...
Örneğin iş arkadaşınız fikirlerinizi önemsemediğinde sadece kırılmakla kalmazsınız; “ben yetersizim” düşünceniz tetiklenir.
Ya da biri size mesafe koyduğunda asıl tetiklenen şey “yine terk ediliyorum” korkusudur.
Ve zihniniz bu anlamı, yıldırım hızıyla yükler. Küçük olaylar böylece büyük duygusal yangınlara dönüşür.
Zihin ve Savunma: Aniden Yükselen Tepkiler Neyi Korumaya Çalışıyor?
Tetiklenme, aslında bir alarm sistemi gibidir. Zihin, eski yaralanmalara benzer durumlarda sizi “korumak” ister. Ama bu koruma çoğu zaman savunma mekanizmalarıyla işler:
Aniden karşı saldırıya geçersiniz,
Geri çekilirsiniz,
Ya da insanları kontrol etmeye çalışırsınız.
Aslında tüm bu tepkilerin altında aynı soru yatar:
“Tekrar o acıyı yaşayacak mıyım?”

Duygusal Farkındalık ve Regülasyon: His Geldiğinde Ne Yapmalı?
İlk adım, olanı fark etmektir.
Tepki verdiğiniz an durup kendinize sorabilirsiniz:
“Bu duyguyu daha önce nerede yaşadım?”
“Gerçekten bugünkü olayla mı ilgili, yoksa geçmişteki bir yarayla mı?”
Duygu regülasyonu, bu farkındalığı geliştirdikçe güçlenir.
Nefes almak, erteleyerek tepki vermek, bedensel farkındalık egzersizleri yapmak…
Ve en önemlisi: kendinize kızmak yerine merakla yaklaşmak.
Unutmayın, her tetiklenme aslında size geçmişten gelen bir bilgi verir. O bilgiye sahip çıkmak, kendinize yakınlaşmanın bir yoludur.
Her Tepki, Bastırılmış Bir Hikâyeyi Anlatır
Bir daha ani bir öfke, kırgınlık ya da korku hissettiğinizde…
Tepkinizi bastırmak ya da yargılamak yerine, şunu sorabilirsiniz:
“Acaba bu duygunun kökü nerede? İçimdeki hangi çocuk konuşuyor şu an?”
Çünkü tetiklenme, sadece zayıflık değil; bir davettir.
Geçmişinizi anlamaya, kendinize daha şefkatle bakmaya ve artık iyileşmek isteyen taraflarınızı duymaya…
Sevgiyle kalın! 🌿 Ebru Ilgaz Uzm. Klinik Psikolog




Yorumlar