top of page

BEYAZ YAKALININ TÜKENMİŞLİK SENDROMU

  • Yazarın fotoğrafı: Ebru Ilgaz
    Ebru Ilgaz
  • 7 Tem 2025
  • 2 dakikada okunur

“Herkes seni takdir ediyor olabilir. Ama geceleri kafanın içi susmuyorsa, bir yerlerde bir şeyler sana ait değil demektir.”


Kariyer basamaklarını hızla tırmanıyorsun. Sunumlar yapıyor, projeler yetiştiriyor, yöneticilerin takdirini topluyorsun. Belki kendi işini kurdun, sosyal medyada üretkensin, çevrenden “ne kadar başarılısın” cümlesini sık sık duyuyorsun.

Ama tüm bu başarıların arasında bazen tek başına kaldığında içinden bir ses yükseliyor:


“Bunca şeye rağmen neden mutlu değilim?”
“Her şeyi doğru yapıyorum ama hâlâ yetmiyor gibi hissediyorum…”




Tükenmişlik Sendromu Nedir, Her Yorgunluk Tükenmişlik midir?



Tükenmişlik sendromu yalnızca fiziksel bir yorgunluk hali değildir. Elbette uzun süreli yoğun çalışmanın etkisi vardır ama asıl mesele ruhsal ve zihinsel kaynakların tükendiği bir noktaya gelmektir.

Bu noktada kişi artık yaptığı işe dair bir heyecan hissetmez, sabahları yataktan kalkmakta zorlanır, yaptığı işin bir anlamı kalmaz. Hatta başarıları bile kendi içinde bir yankı bulmaz.

Modern ofis hayatının temposu, bitmek bilmeyen e-posta trafiği, toplantılar, performans hedefleri ve görünürlük baskısı, bu durumu daha da derinleştirir.


Özellikle beyaz yakalılar arasında, dışarıdan bakıldığında “başarılarla dolu” görünen bir hayatın içinde sessizce tükenmek oldukça yaygın. Çünkü çoğu zaman bu kişiler, başarılarının duygusal karşılığını hissedemez hale gelir.



Başarı Baskısı ve Onay Bağımlılığı: Kim İçin Yaşıyoruz?



Birçok kişi, başarıyı içsel bir tatmin duygusundan çok, dışarıdan gelen onayla eşleştiriyor.

Bir e-posta zincirinde övülmek, LinkedIn’de bir gönderiye yüzlerce beğeni almak, yöneticiden “iyi iş çıkardın” cümlesini duymak… Bunlar elbette güzel hissettirebilir.

Ama kişi zamanla kendi iç sesinden uzaklaşır.

Kimin için bu kadar uğraştığını, neden hep daha fazlasını yapmak zorunda hissettiğini fark etmez hale gelir.

Dış onaya bağlı yaşamak, kişiyi kendi değer duygusundan koparır.

Ve bu durum fark edilmeden sürdükçe, ruhun sessizce alarm vermeye başlar:

Konsantrasyon sorunları, sinirli tepkiler, sosyal geri çekilme, uykusuzluk, hatta fiziksel semptomlar…




Mükemmeliyetçiliğin Masrafları



Mükemmeliyetçilik, çoğu zaman “en iyisini yapmak istemek” olarak tanımlanır ama aslında altında çok daha incelikli bir korku yatar:


“Hata yaparsam sevilmem.”

“Eksik olursam yetersizim.”

“Dinlenirsem başarısız olurum.”

Bu inançlarla büyüyen bireyler, yetişkinlikte kendi üzerlerinde amansız bir baskı kurarlar. Yeterince üretmedikleri her an, suçluluk duyarlar.

İç sesleri hep eleştireldir: “Daha iyisi olmalıydı.”

Ve bu ses ne kadar çalışırsan çalış, asla tatmin olmaz.

Zamanla dışarıdan bakıldığında her şeyi kontrol altında tutan bu birey, iç dünyasında yalnız, yorgun ve kırılgan bir hale gelir.




Belki de Asıl Başarı, İçindeki Sesle Barışmakta Saklıdır


Tükenmişlik bir çöküş değil; bir işaret, bir içsel çağrıdır.

Belki de sana “artık başkalarının gözünden değil, kendi kalbinden bakmayı dene” demeye çalışıyordur.

Yıllarca başarıya, mükemmelliğe, üretkenliğe yatırım yaptın.

Peki ya şimdi biraz da kendine yatırım yapma zamanı olabilir mi?


Kendini sevilmeye layık görmek için bir şey “başarmak” zorunda değilsin.

Ve iç sesinle barıştığında fark edersin ki:


En kıymetli onay, kendinden gelen onaydır.


Sevgiyle kalın! 🌿

Ebru Ilgaz Uzm. Klinik Psikolog


Yorumlar


Klinik Psikolog Ebru Ilgaz Kadıköy, Suadiye, Bağdat Caddesi, Göztepe, Caddebostan, Erenköy, Kozyatağı ve Ataşehir bölgelerinden EMDR, Şema Terapi, BDT terapileri ile danışan kabul etmektedir.

©2023, Ebru Ilgaz. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page